Panik atak bir tür anksiyete (kaygı, korku, endişe karışımı bir duygu durumu)bozukluğudur. Yaşam sürecinde yaşanan kayıplar, travmatik yaşantılar, hatalı bilişsel kodlamalar sonucunda gelişir. Panik-Atak hastaları ilerleyen süreçte mutlaka fizyolojik bir hastalıkları olduğuna inanırlar ve doktor doktor dolaşırlar. Yapılan tahlillere ve çekilen filmlere de inanmayarak fizyolojik bir rahatsızlıkları olduğu ancak bunu hiç bir doktorun tespit edemediği düşüncesini sürdürürler. Bir kaç kez acil servise taşınırlar. Yaşadıkları fizyolojik belirtiler (semptomlar) o kadar yoğundur ki kimseye dertlerini anlatamamaktan yakınırlar. O anda bayılacakmış ya da ölecekmiş hissine kapılırlar. Yakınlarından birisine bir zarar gelecek endişesi yaşarlar. Bu his fiziksel semptomları ve atağı harekete geçirir. Hasta bir süre sonra atak geçireceği korkusuyla açık alanlarda bulunmaktan korkmaya başlar ve agorafobi (açık alan korkusu) geliştirebilir. Tüm bunların altında yatan hatalı bilişsel kodlamalardır ki biz bunlara olumsuz otomatik düşünceler ve disfonksiyonel sayıltılar deriz. Bunların çözümlenebilmesi için en etkili yol BİLİŞSEL-DAVRANIŞÇI TERAPİdir. İlaç tedavisi sadece hastanın rahatsızlık düzeyini hafifletir. Hastalığın kaynağını kurutmaz. Yani bataklığın üzerine örtü örtmek gibidir. Bataklığı görmezsiniz ancak örtünün altında sizi rahatsız etmeye devam eder. Bu rahatsızlık ömür boyu ilaç kullanmayı asla gerektirmez. Konuyla ilgili İstanbul (0-212-2321225) - Ankara (0-312-2210507) - İzmir'de (0-232-4210544) bulunan Psikolojik Danışmanlık Merkezlerimizden destek alabilirsiniz. |